İçeriğe atla

Ay Tutulması Defteri

2/3 · Kaçak

0%

Tam metin · 2 dakika

Kaçak

Ay Tutulması Defteri — Nehir Yalın

Tutulmadan bir saat önce Kemal, motorunu kıyıdan üç mil açıkta durdurdu.

Yasak, on beş gün önce başlamıştı. Kemal yasağı biliyordu; yasağı koyanların da haklı olduğunu biliyordu. Balık azalmıştı, mevsim erken açılmıştı, herkes çok çekiyordu. Ama borç, mevsime göre azalmıyordu.

Ağı attı, sonra motoru kapattı ve karanlıkta bekledi. Denizde beklemek karada beklemeye benzemez; karada zaman geçer, denizde su geçer.

Kıyıdaki ışıklar tek tek görünüyordu: iskele, otel, sahildeki lamba dizisi. İlçe küçüktü, buradan bakınca daha da küçüktü. Kemal, orada büyümüş, orada evlenmiş, orada iki çocuk sahibi olmuştu ve şimdi kıyıya bakarken yabancı bir yere bakar gibiydi.

Telsizi açtı, kısa süre dinledi, kapadı. Sahil güvenlik bu saatte batıda olurdu; tutulma gecesi ise büyük ihtimalle kimse denize çıkmayacağı düşünülür, devriye seyrekleşirdi. Kemal bunu bir avantaj olarak hesaplamıştı ve hesabından utanmıştı.

Ay kenarından karardığında, deniz de karardı. Kemal bunun olacağını biliyordu ama yine de hazırlıksız yakalandı: on dakika içinde su, mürekkep gibi oldu; ufuk çizgisi kayboldu, kıyı ışıkları havada asılı kaldı, altlarında hiçbir şey yokmuş gibi.

Ağı çekmeye başladı. Ağır geliyordu; iyiye işaretti. Yarı yolda durdu, ellerini dizlerine dayadı, nefeslendi. Sonra doğrulup yukarı baktı.

Ay yoktu. Yerinde bakır rengi, mat bir daire vardı; gökyüzüne yamanmış gibi.

Kemal kırk üç yaşındaydı ve hayatında ilk kez denizin ortasında korktu. Fırtınada korkmamıştı, motor su aldığında korkmamıştı; şimdi, hiçbir şey olmazken korktu. Korkunun sebebi tehlikeydi değil, tanıksızlıktı: eğer şu anda burada bir şey olsa, kimse bilmeyecekti. Kimse onun burada olduğunu bilmiyordu, çünkü kimseye söyleyemezdi.

Ağı çekmeyi bıraktı.

Bir süre öyle durdu, sonra bıçağı aldı, ağı serbest bıraktı ve motoru çalıştırdı. Kıyıya dönerken hızlı gitmedi. Ay yeniden ışımaya başladığında iskeleye yanaşmıştı bile.

Karısı kapıyı açtığında saat ikiye geliyordu.

“Boş mu?” diye sordu kadın, elindeki poşetsizliğe bakarak.

“Boş,” dedi Kemal.

Kadın bir şey söylemedi, kenara çekildi, o girsin diye. Kemal ayakkabılarını çıkarırken, “Yarın Rıza'nın yanına gideceğim,” dedi. “Tersanede iş varmış.”

“Var,” dedi karısı. “Üç aydır var.”

Mutfakta ışığı yakmadılar. Pencereden, tutulmasını tamamlamış ay, her zamanki soğuk beyazlığıyla içeri giriyordu.