Skip to content

The Eclipse Notebook

3/3 · First Night

0%

Full text · 2 minutes

First Night

The Eclipse Notebook — Nehir Yalın

Otelin adı Deniz Yıldızı'ydı ve denizi görmüyordu.

Resepsiyondaki genç adam bunu anahtarları uzatırken kendiliğinden itiraf etti: “Manzaralı odalar doluydu. Ama arka taraf daha sessiz olur, gerçekten.”

Sevgi ile Umut hiçbir şey demediler. İkisi de yirmi üç yaşındaydı, ikisi de o gün nikâh masasından kalkmıştı, ikisi de bir günden fazladır konuşmamışlardı — daha doğrusu, konuşulması gerekeni konuşmamışlardı.

Oda temizdi. Perde kalındı. Yatak, iki kişilik yapılmak üzere birleştirilmiş iki tek kişilik yataktı ve ortasındaki çizgi, çarşafın altından belli oluyordu.

Umut çantayı köşeye koydu, ceketini çıkardı, kravatını gevşetti. Sevgi pencereye gitti, perdeyi araladı: arka avlu, bir klima motoru, iki katlı bir ev ve evin çatısının üstünde gökyüzü.

“Bu gece tutulma var,” dedi.

“Biliyorum,” dedi Umut. “Hoparlörden söylediler.”

Sessizlik.

Sevgi perdeyi kapatmadı. “Sen istemiyordun, değil mi?” dedi.

Umut yatağın kenarına oturdu. Cevap vermesi uzun sürdü; bu, hem kötüydü hem de dürüsttü.

“İstiyordum,” dedi sonunda. “Ama bu kadar hızlı olmasını istemiyordum.”

“Hızlı olmasını isteyen bendim.”

“Biliyorum.”

“Neden itiraz etmedin?”

Umut ellerine baktı. “Çünkü itiraz edersem gideceğini düşündüm.”

Sevgi pencereden döndü. Odada tek lamba yanıyordu, komodinin üstündeki; ışık sarıydı ve yüzün yarısını gölgede bırakıyordu.

“Ben de,” dedi, “hızlı olsun istedim, çünkü yavaşlarsan fikrini değiştirirsin diye korktum.”

İkisi de güldü. Gülüş kısa sürdü ama sahiciydi; ilk gerçek şeydi.

Gece yarısını yirmi geçe, çatıya çıktılar. Otelin çatısına çıkmak yasaktı; resepsiyondaki genç adam, “Kimseye söylemeyin,” diyerek kapıyı açtı, hatta iki plastik sandalye çıkardı.

Yukarıda ilçenin bütün çatıları görünüyordu. Uzakta sahil, daha uzakta deniz, denizin üstünde hareket eden tek bir ışık — geç saatte dönen bir tekne.

Ay yenmeye başladı.

“Kaç dakika sürecekmiş?” diye sordu Sevgi.

“Bir saat kadar.”

Beklediler. Konuşmadılar ama bu sefer sessizlik başka türlüydü; içinde soru olmayan bir sessizlikti.

Ay tamamen bakıra döndüğünde Sevgi elini uzattı, Umut'un elini tuttu. Umut avucunu çevirdi.

“Korkuyor musun?” diye sordu Sevgi.

“Evet,” dedi Umut. “Sen?”

“Evet.”

Yukarıda gökyüzü kımıldamaya devam etti, aşağıda ilçe uykuya yatmadı. Ve otelin arka avlusuna bakan odanın camında, o gece, denizi görmeyen bir manzara vardı: iki sandalye, iki insan ve aralarında artık daha az yer.