Skip to content

The Bird at the Window

1/1 · Chapter 1 — The Sound on the Balcony

0%

Sample chapter · 2 minutes

Chapter 1 — The Sound on the Balcony

The Bird at the Window — Nehir Yalın

Deniz o sabah üç kere uyandı.

Birincisinde çok erkendi, gökyüzü daha mavi bile değildi. İkincisinde annesi mutfakta bir şey düşürdü. Üçüncüsünde ise balkondan bir ses geldi: pat.

Pat, küçük bir sesti. Ama küçük sesler bazen büyük şeylerin başlangıcıdır.

Deniz yataktan indi, terliklerini aradı, bulamadı, çıplak ayakla balkona çıktı. Yer soğuktu.

Balkonun köşesinde, saksının yanında, bir kuş vardı.

Kuş çok küçüktü. Gri, biraz da sarıya çalan tüyleri vardı. Bir kanadı yanına düzgünce yapışmıştı, öbür kanadı ise garip bir açıyla duruyordu — sanki biri onu yanlış katlamıştı.

Deniz çömeldi.

“Merhaba,” dedi. Sonra çok yüksek sesle konuştuğunu düşündü ve fısıldayarak tekrar etti: “Merhaba.”

Kuş kımıldamadı. Ama gözünü kırptı. Bu, “Seni duyuyorum,” demekti.

Deniz içeri koştu.

“Anne! Balkonda bir kuş var!”

Annesi elindeki bezi bıraktı. “Ölmüş mü?”

“Hayır! Gözünü kırptı!”

Annesi balkona çıktı, eğildi, baktı. Uzun uzun baktı. Deniz, büyüklerin bir şeye uzun baktığında genellikle kötü bir haber vereceğini biliyordu.

“Cama çarpmış,” dedi annesi. “Kanadı incinmiş galiba.”

“İyileşir mi?”

“Bilmiyorum.”

Deniz'in en sevmediği cevap buydu. “Hayır” bile daha iyiydi; “hayır”la ne yapacağını bilirdin.


Büyükanne kahvaltıya geldiğinde olayı öğrendi ve hemen bir kutu istedi.

“Ayakkabı kutusu olsun,” dedi. “Delik açacağız.”

“Neden delik?”

“Nefes alsın diye. Sen kutunun içinde kapalı kalsan ne yapardın?”

Deniz düşündü. “Bağırırdım.”

“Kuş bağıramaz. Onun için biz delik açarız.”

Kutuya sekiz delik açtılar. Büyükanne bir havlu koydu, üstüne de eski bir çorap. Deniz kuşu almaktan korkuyordu.

“Elinle değil,” dedi büyükanne. “Havluyla al. Yavaşça. Kuşun kalbi bizimkinden yirmi kat hızlı atar; korkarsa daha da hızlanır.”

Deniz iki eliyle havluyu tuttu, kuşun üstüne usulca örttü, sonra ikisini birden kaldırdı. Kuş hafifti. Bir mektup kadar hafif.

Kutuya koydular.

“Şimdi ne yapacağız?” diye sordu Deniz.

“Şimdi,” dedi büyükanne, “veterinere gideceğiz. Ama önce bir şey öğreneceksin.”

“Ne?”

“Beklemeyi.”

Deniz kutunun yanına oturdu. Sekiz delikten birine gözünü yaklaştırdı. İçerisi karanlıktı ama karanlığın içinde bir hareket vardı: küçük, hızlı, canlı bir hareket.

O gün, Deniz'in bütün yaz sürecek işinin ilk günüydü. Ama bunu daha bilmiyordu.